Küçüktüm, 10 bilemedin 12 yaşlarındaydım.
Yaz tatiliydi, okullar tatil olunca ailecek Konya'ya giderdik, dedemlerin evine.
Dedemi çok severim ama babannem için aynı şeyi söyleyemicem, ne bileyim babannem bana soğuk geliyordu. Boşverin.
Dedem de beni çok severdi, 11 torunu arasından en çok beni severdi hatta diğerlerini bir kere olsun sevdiğini görmedim.
Bu arada bana dedemin adını koymuşlar belki de o yüzden seviyordu dedem beni. Yani ismim farklı olsaydı sevmicekmiydin beni dede ?
Neyse..
Her yaz tatili gibi o yaz tatilinde de Konya'daydık, sıkıcı bir gündü canımız sıkılıyordu.
Dedem anladı canımızın sıkıldığını "gelin sizi gezdiriyim" dedi. Biz 4 kardeşiz ben en küçüğüyüm, 3 tane ablam var. Malesef amk.
Bizim de canımıza minnet tabi.. dedem bizi bağların, bahçelerin, ormanların olduğu yere götürdü. Meyve ağaçlarımız falan vardı meyve toplucaktık heralde.
O kadar kolay değil tabi meyve ağaçların olduğu yere gitmek.. engebeli topraklar, ayaklarımız kayıyor, dengemiz bozuluyor kolay yürünmüyor yani.
En zor yere geldik, nasıl anlatayım orayı size. ince dar topraklı bir yol düşünün, onun altı da ırmak, sular akıyor şırıl şırıl.
Giderken beni orada dedem kucağına alıp geçirdi, ablamlar kendileri geçti. Ben bozuldum tabi erkek olduğum halde kucakta geçiyorum, bide ablamların alaycı bakışları.
Neyse geldik meyve ağaçlarına, ne istersen var.. koparıp koparıp yiyoruz. Ablamlarla şakalaşmalar, kafalarına elma atıp kaçmalar, onlara dut yerine değişik böcekler verip yiyişlerini seyretme..kısacası bütün piçlikleri yaptım.
Öyle öyle vakit geçti ve eve dönme zamanı geldi. Toparlandık yola koyuluyoruz, zaten ev fazla uzak sayılmaz 45 dakikalık yol.
Yine o ince dar, altında ırmak akan topraklı yola gelmiştik. Ablamlar yine hiçbir yardım almadan oradan geçti, bende hırs yaptım "yardıma gerek yok dede ben geçerim ;))" dedim dedeme.
"tabi geçersin olum" dedi. Ben küçük küçük adımlar geçmeye çalışıyordum, dedem hemen arkamda bir şey olursa engel olayım diye.
Ben biraz adımlarımın hızını arttırdım ve ayağım kaydı..tam ırmağa düşüyordum ki bir yere tutundum, evet aynı filmlerdeki gibi.. ellerimle bir yere tutunuyorum ama ayaklarım boşlukta, öyle kaldım "dedeee dedeee" diye bağırıyorum.
Tutunduğum yerde ısırgan otları varmış bilen bilir. eline değdini anda manyak bir kaşındırma yapar sonra da zaten yara gibi bişey olur.
Isırgan otlarına rağmen sımsıkı tutunuyordum, 10 yaşındaki çocuğun gücü ne kadar olabilir ki ? demi. İşte o korkuyla nasıl sarılmışsam.
Dedem beni kolumdan tuttuğuyla çekti aldı kucağına, benim ellerim davul gibi şişmiş ve az bir şeyde kanıyordu..
Hemen eve gittik, dedem bana pansuman yaptı.
Benim kahramanım dedemdir. Cesur adam. Dedemin adını bana koydukları için hiç pişman olmadım hayatımda, biraz olsun dedeme benziyorsam ne mutlu bana.
Daha küçük yaşımda hayatımı dedeme borçlanmıştım.
Bu olayı bir ben bir de dedem biliyor. Ablamlar o yoldan önce geçtikleri için evin yolunu çoktan tutmuşlardı, benim o halimi görmediler.
Eve geldiğimizde "eline ne oldu?" diye sorduklarında. yaramazlık yaptım, otları elledim, hayvanlarla güreştim dedim.
Bu olayı artık bir ben, bir de sende biliyorsun. Dedem 2 sene önce vefat etti.
Anlattığım yer böyle değildi tabi ki ama bunun biraz ağaçlısını düşünürsek benzeyebilir. Ellerimle uçlara tutunup ayaklarım boşluktaydı.
(Duygusal bir yazı yazmayı beceremiyorum görüldüğü üzere)

''Benim kahramanım dedemdir. Cesur adam. Dedemin adını bana koydukları için hiç pişman olmadım hayatımda, biraz olsun dedeme benziyorsam ne mutlu bana.''
YanıtlaSilBU CÜMLELERİN GAYETTE DUYGUSAL OLMASINI SAĞLAMIŞ BENCE...KAHRAMANINDA EMİNİM Kİ CEHENNEME GİDECEK OLSAN YİNE KOLUNDAN TUTUP ÇEKER SENİ...
https://twitter.com/#!/afrovenus35